Üretim bandında karekodlu ilaç kutuları

Türkiye · İlaç Takip Sistemi

İTS: Türkiye'nin Uçtan Uca İlaç İzleme Sistemi Aktif Şekilde Sürüyor

2012 yılında tamamlanan İlaç Takip Sistemi (İTS) ile Türkiye, ülke çapında zorunlu DataMatrix tabanlı seri numaralandırmayı hayata geçiren ilk ülkelerden biri oldu. Üretimden eczaneye kadar her ilaç kutusunun tekil olarak izlendiği sistem, uluslararası değerlendirmelerde en kapsamlı ülke düzeyi izlenebilirlik modellerinden biri olarak gösteriliyor ve bugün hâlâ günlük olarak milyonlarca hareketi kesintisiz biçimde kaydediyor. Sistemin bu ölçekte, kesintisiz ve hatasız işleyebilmesi, hem merkezi altyapının hem de binlerce üretim tesisindeki serileştirme ekipmanının senkronize çalışmasını gerektiren büyük bir mühendislik başarısı olarak da değerlendirilebilir.

İTS'nin arkasındaki fikir aslında basit: piyasaya sürülen her ilaç kutusuna, o kutuyu benzersiz kılan bir kimlik kazandırmak ve bu kimliğin tedarik zincirindeki her el değiştirmede doğrulanmasını sağlamak. Ancak bu basit fikrin hayata geçirilmesi, üretim hatlarından eczane raflarına kadar uzanan çok katmanlı bir teknik ve idari altyapı gerektirdi. Aradan geçen on üç yılda sistem, sahtecilikle mücadeleden geri ödeme denetimine kadar pek çok alanda referans model hâline geldi.

İTS Nasıl Çalışır: Karekoddan Reçeteye Uzanan Zincir

İTS'nin teknik omurgasını GS1 standardında bir DataMatrix karekod oluşturur. Bu karekod dört temel veri alanını taşır: ürünün küresel ticari ürün numarası (GTIN), o kutuya özgü seri numarası, üretim parti (lot) numarası ve son kullanma tarihi (SKT). Üretici, ambalaj hattında her kutuya bu dört bilgiyi içeren tekil bir karekod bastırdıktan sonra, aynı bilgiyi İTS merkezi veritabanına bildirmekle yükümlüdür; yani karekod tek başına bir etiket değil, merkezi bir kayıtla eşleşen dijital bir kimliktir.

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK), sistemin düzenleyici otoritesi olarak hem teknik altyapıyı hem de uyum denetimini yürütür. İlaç üreticileri ve ithalatçıları, İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası (İEİS) üyesi firmalar dahil olmak üzere, her sevkiyat öncesinde ürün hareketlerini İTS'ye bildirmek zorundadır. Depo, distribütör ve eczane arasındaki her el değiştirme de sisteme işlenir; böylece bir kutunun üretimden hastaya ulaşana kadar geçtiği her aşama geriye dönük olarak sorgulanabilir hâle gelir.

Zincirin son halkası eczane noktasında tamamlanır: eczacı, kutuyu hastaya teslim ederken karekodu okutarak o ilacın sistemde "satıldı" statüsüne geçmesini sağlar. Bu adım, e-Reçete sistemiyle doğrudan entegre çalışır; Sosyal Güvenlik Kurumu'nun geri ödeme sürecinde hangi ilacın hangi reçeteye karşılık verildiği otomatik olarak eşleşir. Bu entegrasyon sayesinde İTS yalnızca bir sahtecilik önleme aracı değil, aynı zamanda geri ödeme denetiminde kritik bir maliyet kontrolü mekanizması işlevi de görür.

İTS'ye kayıt ve bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen üreticiler için yaptırım mekanizması oldukça caydırıcıdır: sisteme zamanında veya doğru bildirimi yapılmayan ürünler geri ödeme kapsamı dışında bırakılabilir, tekrarlayan ihlallerde ise TİTCK üretim ve satış izinlerini geçici olarak askıya alabilir. Bu sıkı yaptırım rejimi, İTS'nin yalnızca kağıt üzerinde bir zorunluluk değil, üreticilerin günlük operasyonlarını doğrudan şekillendiren işlevsel bir denetim aracı olarak çalışmasını sağlıyor; sistemin devreye girmesinden bu yana Türkiye'de sahte ilaç vakalarının büyük ölçüde marjinalleştiği, uluslararası sağlık kuruluşları tarafından da sıkça örnek gösteriliyor.

Seviye 5 İzlenebilirlik: Avrupa'nın Nokta Doğrulama Modelinden Farkı

Uluslararası izlenebilirlik literatüründe sistemler genellikle beş seviyeye ayrılır ve Türkiye'nin İTS'si bu sınıflandırmada en üst seviye olan Seviye 5'te değerlendirilir; çünkü sistem yalnızca son satış noktasında değil, tedarik zincirinin her aşamasında hareketleri kaydeder. Buna karşılık Avrupa Birliği'nin Sahte İlaç Direktifi (FMD) kapsamındaki model, literatürde genellikle Seviye 4 olarak tanımlanan bir "nokta doğrulama" (point-of-dispense) yaklaşımını benimser: üretici karekodu üretim anında merkezi bir veri havuzuna (EMVS) yükler, ancak ürünün eczaneye ulaşana kadar geçirdiği ara aşamalar sistematik olarak kayıt altına alınmaz; doğrulama yalnızca eczanede, kutu hastaya verilirken gerçekleşir.

Bu fark pratikte önemli sonuçlar doğurur. İTS modelinde bir kutunun deposu, distribütörü, hatta hangi araçla taşındığı bilgisi bile sorgulanabilirken, AB modelinde bu ara halkalar görünür değildir; sistem sahte bir ürünün sisteme sızıp sızmadığını yalnızca son noktada tespit edebilir. Türkiye'nin "track" (tam izleme) yaklaşımı, özellikle paralel ticaret, çalıntı ürün sevkiyatı ve toptan sahtecilik gibi risklerin daha erken aşamada yakalanmasını mümkün kılar; bu da İTS'yi dünya sağlık otoriteleri tarafından sıkça referans gösterilen bir model hâline getirmiştir.

Bu yapısal üstünlük, bir geri çağırma senaryosunda somut olarak kendini gösterir: TİTCK bir ilaç partisinde kalite sorunu tespit ettiğinde, İTS üzerinden o partinin hangi depolara, hangi eczanelere ulaştığı saatler içinde sorgulanabilir ve geri çağırma yalnızca etkilenen seri numaralarıyla sınırlı tutulabilir. AB modelinde ise ara aşamalar sistematik olarak izlenmediği için, bir geri çağırma genellikle daha geniş kapsamlı duyurulara ve eczane düzeyinde manuel kontrollere dayanmak zorunda kalır; bu fark, İTS'nin neden sıklıkla dünya çapında bir referans model olarak anıldığını somut biçimde ortaya koyuyor.

Üretim Hattı İçin Pratik Anlamı

İTS'nin bu denli sıkı işleyebilmesinin arkasında, üretim hattındaki serileştirme istasyonlarının kusursuz çalışması yatar. Her kutuya basılan karekodun hem baskı kalitesi hem de veri doğruluğu açısından hatasız olması gerekir; aksi hâlde kutu sistemde eşleşmez ve sevkiyat noktasında reddedilir. Bu nedenle üreticiler, karekod baskısından hemen sonra optik karakter tanıma (OCR) ve optik karakter doğrulama (OCV) kontrolleri uygulayan görüntü işleme sistemlerine yatırım yapar; bu sistemler hem karekodun okunabilirliğini hem de üzerindeki parti numarası ve SKT bilgisinin doğruluğunu satır hızında denetler.

Kutuların koli ve palet seviyesinde gruplanması, yani "aggregation" süreci de İTS'nin işleyişinde kritik bir halkadır: bir palet içindeki yüzlerce kutunun hangi koliye, hangi kolinin hangi palete ait olduğu ebeveyn-çocuk ilişkisi olarak sisteme bildirilir. Bu sayede bir distribütör, tek bir palet barkodunu okutarak içindeki tüm kutuların durumunu toplu şekilde doğrulayabilir. Sonuç olarak İTS, Türkiye'de ilaç güvenliğini sağlayan düzenleyici bir çerçeve olmanın ötesinde, üreticileri güvenilir serileştirme, doğrulama ve aggregation altyapısına yatırım yapmaya zorlayan; bu yatırımı yapmayan firmalar için ise sevkiyat gecikmeleri ve uyum riskleri doğuran işlevsel bir zorunluluk hâline gelmiştir.

Türkiye'nin bu alandaki deneyimi, yalnızca ilaç sektörüyle sınırlı kalmayıp tıbbi cihaz (ÜTS) ve kozmetik (KUBS) gibi diğer sağlık ürünü kategorilerine uyarlanan bir model hâline geldi; bu da İTS'nin kurumsal bilgi birikiminin ülke genelinde başka izlenebilirlik sistemlerinin tasarımına da temel oluşturduğunu gösteriyor. Üretici firmalar açısından bakıldığında, bu çok katmanlı düzenleyici ortamda rekabetçi kalabilmek, tek bir ürün hattı için değil, farklı ürün kategorileri için farklı ama birbirine benzer izlenebilirlik gereksinimlerini aynı anda karşılayabilen esnek bir serileştirme ve doğrulama altyapısı kurmaktan geçiyor.

Kaynak: LSPedia
← Tüm Yazılara Dön

Mevzuat Değişikliklerine Karşı Hattınızı Hazır Tutun

Bulunduğunuz ülkenin karekod ve seri numaralandırma gereksinimlerini paylaşın, size en uygun izlenebilirlik altyapısını önerelim.

Hemen İletişime Geçin